Home / Yaşanmış Hikayeler / BOŞANMAKTAN VAZGEÇİREN SÖZ3 Dakika içinde okuyabilirsiniz.

BOŞANMAKTAN VAZGEÇİREN SÖZ3 Dakika içinde okuyabilirsiniz.

Birisi hanımı ile hiç geçinemez. Evde her gün basit şeyler yüzünden tartışma olur. Adam bu tartışmalardan bıkıp artık ayrılmak ister. Bunların münakaşaları yüzünden iki tarafın ailelerinin de araları açılır…

Bu şahıs bir gün perişan bir hâlde, istişare etmek için tecrübe sahibi, ilim ehli, herkes tarafından sevilen, sözüne güvenilen bir zata gidip durumu anlatır, hanımından boşanmak istediğini söyler.

O zat, ona;

“Artık ayrılsan da fark eden bir şey olmaz. Şurada bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan yap!” der… Bu sözü duyan adam şoke olur, rengi atar, yine perişan bir durumda çıkar gider…

Rastladığı tanıdıklarıyla helalleşmeye başlar. Eve gider, hanımına ağlamaklı;

“Hatun gel, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık yapamadım, istediğini alamadım, hakkını gözetemedim, ne olur beni affet, bana hakkını helal et” der.

Hanımı;

“Allah Allah, bu adama ne oldu da böyle şeyler yapıyor!” der, acır ona ve “Bey, asıl sen hakkını helal et, ben hep edepsizlik yaptım, seni çok üzdüm” der. İkisi de başlar ağlamaya…

Sonra adam, kavgalı olduğu kayınpederine gider. Onlarla da ağlayarak helalleşir. Adamın hanımı da, kendi kayınvalidesine gidip aynı şekilde helalleşir. Artık evde her gün cennet hayatı yaşarlar ve birbirlerini hiç üzmezler…

Ama adam, hanımına, o zatın, öleceğine dair sözünden hiç bahsetmez… Bir ayın dolması için günleri sayar. Günler yaklaştıkça bunun iyiliği artar, geceleri de ibadet eder. Bunun iyiliği artınca hanımının da ve ailelerin de iyiliği artar…

Bir ay dolar. Ha bugün öleceğim ha yarın… derken, bir türlü ölmez! “Kesin bir ay denmedi, bir ay kadar dendi, belki birkaç gün daha var” diye düşünür…

Birkaç gün daha bekler, yine ölmez. Sonra o zatın yanına gider;

“Efendim ben ölmedim” der. O zat da;

“Ne ölmesi?” deyince;

“Efendim siz ‘bir ay kadar ömrün kaldı’ demiştiniz, o bir ay doldu ama ben ölmedim” der. O zat;

“Kardeşim, ben senin ne zaman öleceğini bilemem, ama şunu biliyorum, ölüm var, bir gün elbette öleceksin. Ölecek adam kavga niza ile hayatını zehir etmez. Şu andaki hayatından memnun musun?” der.

Adam: “Evet hiç tartışmamız olmuyor” der.

O zat; “Haydi artık böyle devam edin” der… O ailenin iki çocukları olur, gül gibi geçinip giderler…

İşte bütün mesele ölümü unutmamak. Ölümü unutunca ne oluyor, unutmayınca ne oluyor bu açık bir örnek. Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dinimize uymamaktan ileri gelir…

Okuduysanız paylaşalım bu güzel kıssayı herkes okusun

About Sinan Duymaz

1995 Bursa doğumluyum. Lise: Ahmet Necati Yılmaz Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi/Veritabanı Programcılığı, Üniversite: Uludağ Üniversitesi/Bilgisayar Programcılığı, mezunuyum. 02/2015’te yaptığım domain kaydıyla başlayan araştırma,yazma merakımın sonucunda bir blog sitesi yaratmaya karar verdim ve daha öncelerde program paylaşımı yaptığım sitemi, blog sitesi olarak güncelledim. Bu blogu açmamdaki en büyük sebep; yazmayı ve faydalı şeyler sunmayı sevdiğim içindir. İnternette bu kadar araştırma yapan ve yeni bilgiler öğrenmeyi seven birisi olarak bunları aktarabileceğim ve başkalarının da yararlanabileceği en güzel platformun bana ait olanıdır diye düşündüm. Benimle ilgili ve blogumla ilgili merak ettiğiniz her şey için iletisim@sinanduymaz.com.tr adresine mail atabilirsiniz. Hepinize İyi günler ve iyi bloglamalar diliyorum.

Kontrol Et

Peygamberimizin Komşuları “Zeytin Dalı Şehitleri”

Bismillah diyerek, Allah yardımcımız olsun diyerek çıkarlar yollara! Hava soğukmuş, kar yağıyormuş, yemek yokmuş demeden, yıllardır süren mücadelemizde, "ölürsek peygamber efendimize komşu oluruz!" diyerek yola çıkanlardır Zeytin Dalı Harekatı Şehitleri !

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir